Çoğu psikiyatristin dediği gibi bir tartışmadan sonra bulunduğunuz ortamı terk etmek, bir sonuca varabilmek için en ideal yollardan birisidir. Peki ya tartıştığınız kendinizseniz ve hiç bitmeyecek bir kavganın içindeyseniz? İşte böyle bir durumda kaçabileceğiniz tek yer yine kendinizsinizdir.

il_fi

John Curran’ın geçtiğimiz yıllarda çekilen “Tracks” (Çöldeki İzler, 2013) filmine ilham kaynağı olan Robyn Davidson, 26 yaşındayken, 9 Nisan 1977’de dört deve ve bir köpek eşliğinde 3200 kilometrelik çölü aşarak, Avustralya’nın batı sahillerine varmak için yürüyerek yola çıktı. Öncesinde, Alice Springs kentinde yaklaşık sekiz ay boyunca kendisine eşlik edecek develeri eğitti, çölde karşısına çıkabilecek zorluklara karşı bazı yöntemler öğrendi. Bunlar onun çöldeki vahşi yaşama değil, içindeki modern insana karşı aldığı önlemlerdi. Yol onu ileride bir yerlerde beklemiyordu, yol onun içerisindeydi; öz babası 1935 yılında Güney Afrika’daki Kalahari Çölü’nü tek başına yürüyerek geçmişti. Genlerindeki maceraperestliğin yanı sıra onu bu yolculuğa iten başka bir neden var mıydı? Bu yolculuk bir içe dönüş ya da başkaldırı mıydı? Neredeyse hayatının 4 yılını neden böyle bir yolculuk için harcamıştı?

Tracks (Çöldeki İzler, 2013), yukarıdaki soruların hiçbirisine tam olarak cevap vermiyor. Filmi izleten şey de tam olarak bu zaten. Bütün film boyunca Robyn’in bu sorulara cevap aradığını izlemek yerine, cevapsızlıktan kaçışını izliyoruz. Bu kaçış aslında bir içe varış öyküsü olarak da görülebilir. Bunun yönetmenin kendi tercihi olduğunu düşünüyorum. Filmin en başlarında Robyn’in (Mia Wasikowska) etrafındaki insanları ve yaşamın akışını sorguladığı kısa bir bölüm var. Kendisi de cevapları bulamıyor. İnsanlar ona neden böyle bir şey yapmak istediğini sordukça, o da kendisine soruyor ve sonuç olarak develeri ve köpeği Digg ile birlikte kendisini kimliksiz, sahipsiz Avustralya çölüne bırakıyor. Film klasik bir yol hikayesi değil. Bu filmde faşizme ve cinsiyetçiliğe karşı feminist bir hikaye var. Karakterimiz Robyn, annesinin intiharından sonra halası ve eniştesiyle kalmış bir kadın. Geçmişte bıraktığı/bırakmak istediği kişilerden ve anılarından kurtulmak için güneşin altında 9 ay geçiriyor. Üzerinde yürüdüğü toprağa ve zamana misafir olduğunu hatırlıyor. Arada sırada hatırına gelen annesi ve ölen köpeğiyle ilgili anıları böylesine güçlü bir kadının zayıf noktalarını göz önüne getiriyor. Filmi diğer “popüler” yol filmlerinden ayıran başlıca özellik ise bu: karakter değişmiyor, özüne dönüyor.

fpfc2vy2-1394145821

Filmde karakterlerin işlenişi tam tadında olmuş doğrusu. Oyuncularının hepsi karakterlerinin sınırlarını çok iyi çözümlemişler. Gerçi birkaç yan rolün dışında filmdeki figüranların çoğu Aborijini’lerden oluşuyor. Onların misafir olduğu topraklarda, inandıkları doğruların çizgilerini yönetmen bile aşamamış olsa gerek, filmde ne seyirci, ne yönetmen varmak istediği yolda Robyn’e Aborijin’ler kadar yardımcı olamıyor.
Tracks ilk saniyesinden itibaren modernleşme çabasında olan dünyanın içerisindeki yabani noktayı ele alıyor. Vahşiliğin vahşete dönüştüğü ince çizgi, şehirden ziyarete gelen foto muhabir Rick Smolan (Adam Driver) karakteriyle destekleniyor. Vahşi yaşama alışkın olmayan ama sevdiği kadın için (işi için de) böyle bir ortama giren foto muhabiri Rick filmdeki mizahi dili olması gereken noktada tutuyor.

“Tracks” ülkemiz sözlük yazarlarından her ne kadar geçer not alamasa da, dünyanın en önemli eleştirmenlerinden olumlu notlar alıyor. Bu filmi Into The Wild ya da Little Miss Sunshine gibi popülerleşmiş filmlerle bir tutmak bana kalırsa pek doğru değil. Çünkü o filmlerde karakterlerin varmak istedikleri belli bir nokta var. İzlemeyi bilirseniz sonlarını tahmin etmek oldukça kolay. Tracks’de ise varmak istediği noktayı yoldayken arayan bir karakteri izliyoruz. Bir Aborijin atasözünün de dediği gibi “Biz bu zamana ve yere misafiriz. Geçip gidiyoruz. Amacımız, gözlemek, öğrenmek, büyümek, sevmek ve sonra eve geri dönmek.”

4.png


Bu yazının tüm hakları Film Kafası’na aittir. İzin almadan ve kaynak belirtmeden kopyalanması veya kullanılması yasaktır.

Reklamlar