Tom Hanks 1956 yılında bugün dünyaya gelmişti. Ünlü oyuncu bugün 59. doğum gününü kutluyor…

Beyazperde de adeta bir bukalemun gibiydi. Bazen 30 kilo verdi, saçı sakalı birbirine karıştı bazen temiz yüzlü genç bir âşık rolüne büründü. Seyirciye, “Tom Hanks oynuyorsa iyi filmdir” algısını yavaş yavaş yerleştirdi. 20 filmi, 100 milyon doların üstünde gişe yaptı. O yine de içimizden biri olmayı sürdürdü.

Perdede yer aldığı 40’tan fazla filminde neredeyse oyunculuk dersi veren Hanks samimiyet ve sahiciliğinden de taviz vermezken, şimdilik yeni filmlerini heyecanla bekliyor ve sizi eski performanslarına buyur ediyoruz.

1. New York’ta bir masal kahramanı: Denizkızı (Splash)

splash film
(Y: Ron Howard, O: Tom Hanks, Daryl Hannah, Eugene Levy; 1984)

Tom Hanks, sinema kariyerindeki ilk büyük çıkışı bu fantastik komediyle yaptı. Genç aktör, New York’ta yaşayan ve hayatında aşka yer vermeyen işkolik Allen rolündeydi. Ama Allen’in dünyası Cape Cod’da çıktığı tatilde allak bullak olacaktı. Çocukluğunda aynı yerde onu boğulmaktan kurtaran Madison büyümüş, güzelleşmiş, onu bekliyordu.

Çocukluğumuzdaki denizkızı masalının bu modern versiyonunda, Allen ve Madison daha acımasız bir dünyada sırlarını korumaya çalışacaktı.

2. Bir gün hepimiz büyüyeceğiz: Büyük (Big)


(Y: Penny Marshall, O: Tom Hanks, Elizabeth Perkins, John Heard; 1988)

12 yaşındaki Josh, lunaparktaki sihirli dilek makinesinden büyümeyi dileyince olanlar oldu. Bir sabah dileği kabul oldu ve yetişkin bir adama dönüştü. Tabii sadece görünüşte… Başlangıçta yetişkin olmak mükemmeldi. Artık özgürdü. İstediği gibi gezip tozabilir, dilediğince şeker yiyebilirdi. Ama ailesi ve arkadaşlarından uzak kalmak zorundaydı.

Büyüklerin ve çocukların zihin dünyasındaki farklılıkları ve hayatı kavrayışlarını anlatan filmde Tom Hanks o kadar iyiydi ki, seyirci neredeyse onun bedenine minik bir çocuğun hapsolduğunu düşündü.

3. Hayat asla sıkıcı değildir: Joe Yanardağa Karşı (Joe Versus the Volcano)

joe versus the volcano
(Y: John Patrick Shanley, O: Tom Hanks, Meg Ryan, Amanda Plummer; 1990)

Korkunç sıkıcı bir hayatı olan Joe, ölümcül bir beyin hastalığına yakalanınca işler değişir. Artık kaybedecek bir şeyi kalmamıştır. Bu yüzden hiçbir şeyden korkmayan bu genç adam maceradan maceraya atılır.

Bu film Hanks’in kariyerinde, Meg Ryan ile birlikte beyazperdede boy gösterdiği ilk romantik komediydi. Meg Ryan’ın üç ayrı rolde oynadığı filmde ikilinin performansı o kadar tutmuştu ki yapımcılar aşk filmlerinde onları buluşturmak için yarışır hale geldi.

4. Ayrımcılıkla mücadelede yalnız değilsiniz: Philadelphia


(Y: Jonathan Demme, O: Tom Hanks, Denzel Washington, Antonio Banderas; 1993)

Hanks, beyazperdedeki esas çıkışını bu film ile yaptı. Genç oyuncu, “Philadelphia”daki rolüyle Hollywood’da bir sabun köpüğünden fazlası olduğunu kanıtlıyordu. Bu filmdeki muhteşem performansı “En İyi Erkek Oyuncu Oscar”ı ile de taçlandırıldı.

Çalıştığı hukuk bürosundan kovulan AIDS’li eşcinsel avukat Andrew Beckett’a odaklanan film aslında sıkı bir adalet arayışı ve ayrımcılıkla mücadele öyküsüydü. Hanks bu film için 16 kilo zayıfladı ve hasta görünmek için saçlarını seyreltti.

5. Romantik komedide bir dönüm noktası: Sevginin Bağladıkları (Sleepless in Seattle)

sleepless in seattle
(Y: Nora Ephron, O: Tom Hanks, Meg Ryan, Bill Pullman; 1993)

Kısa süre önce karısını kaybeden Sam, Noel arifesinde bir radyo programında, karısına duyduğu aşkı anlatınca yüzlerce kadın ona hayran olur. Bunlardan biri de Annie’dir. Başka biri ile evlenmek üzere olduğu halde kafası bu konuyla ilgili karışık olan Annie, dayanamaz ve Sam’in peşine düşmeye karar verir.

Yine Meg Ryan ile birlikte kamera karşısına geçen Tom Hanks, Hollywood’da romantik komedilerin aranan ismi olmaya aday olduğunu bu filmle kanıtlıyordu.

6. ABD tarihinin önemli ismi: Forrest Gump


(Y: Robert Zemeckis, O: Tom Hanks, Robin Wright, Gary Sinise; 1994)

“Koş Forrest koş!” Bu çağrıyı her duyduğunda söz dinleyen Forrest, diğer çocuklardan biraz farklıydı. Hayatı boyunca hep doğru zamanda, doğru yerde olan bu saf karakter, ABD için adeta bir mucizeydi.

“Annem her zaman, ‘Hayat her zaman bir kutu çikolata gibidir Forrest; şansına ne çıkacağını asla bilemezsin’ derdi” cümlesinin akıllara kazındığı filmde, Gump iki defa Beyaz Saray’da ağırlanıyor, Watergate Skandalı’nın ortaya çıkmasına vesile oluyor, John Lennon’un “Imagine” şarkısına ilham veriyordu.

Winston Groom’un 1986’da yazdığı aynı isimli romandan uyarlanan filmde, Hanks o kadar iyiydi ki bir yıl ara ile ikinci defa “En İyi Erkek Oyuncu Oscar”ını kucakladı. Hanks bu filmdeki performansıyla, Spencer Tracy ile birlikte, “En İyi Erkek Oyuncu Oscar”ını iki yıl üst üste kazanan iki aktörden biri olma başarısını da gösterdi.

7. Savaşmak ama neyin uğruna: Er Ryan’ı Kurtarmak (Saving Private Ryan)


(Y: Steven Spielberg, O: Tom Hanks, Edward Burns, Tom Sizemore, Matt Damon; 1998)

Konusu, dev prodüksiyonu, görsel efektleri ve kadrosuyla savaş filmleri arasında kültleşen “Er Ryan’ı Kurtarmak”ta ünlü oyuncu, Yüzbaşı John H. Miller rolündeydi. Miller sekiz kişilik ekibiyle, üç kardeşini II. Dünya Savaşı’nda kaybeden ve bu yüzden eve dönüş vizesi alan James Ryan‘ı arıyordu.

Özellikle ilk 20 dakikasındaki Normandiya Çıkarması sahneleriyle sinema tarihindeki en gerçekçi savaş filmleri arasına giren “Er Ryan’ı Kurtarmak”, savaşın anlamsızlığını sorgularken, ABD propagandası sahneleri dışında neredeyse kusursuzdu.

8. Sanal dünyada herkes melek: Mesajınız Var (You’ve Got Mail)

youve got mail
(Y: Yönetmen: Nora Ephron, O: Tom Hanks, Meg Ryan, Greg Kinnear; 1998)

1998’in sonlarında Hanks ve romantik komedi arkadaşı Meg Ryan, 1940 yapımı “Köşedeki Dükkân” filminin yeniden çevrimi “Mesajınız Var”da karşımızdaydı.

Gerçek hayatta kim olursak olalım sanal âlemde istediğimiz olabilirdik. Orada hırçın, huysuz ve aksi olmamıza gerek yoktu. O yüzden gardımızı düşürebilirdik. Büyük bir kitap mağazası sahibiJoe Fox ile çocuk kitapları satan Kelly arasındaki kıyasıya rekabete odaklanan film, işte bu motto ile yola çıkıp reel ve sanal dünya arasındaki farklara göz kırpıyordu.

9. Kimsenin suçluluğundan emin olamazsın: Yeşil Yol (Green Mile)

green mile
(Y: Frank Darabont, O: Tom Hanks, David Morse, Michael Clarke Duncan; 1999)

Stephen King‘in aynı adlı romanından uyarlanan filmde, kamera idam mahkûmlarının son yolculuklarına uğurlandıkları bir hapishaneye çevriliydi. Yüzlerce mahkûmu idam eden başgardiyan Paul Edgecomb, bir gün John Coffey isimli korkutucu bir adam sayesinde önyargılarıyla yüzleşecekti. Coffey, iki küçük kız çocuğunu öldürdüğü gerekçesiyle ölüm cezasına çarptırılmıştı. Ama doğaüstü güçleri sayesinde hastalıkları iyileştirebilen bu dev adam acaba masum olabilir miydi?

Başgardiyan Paul Edgecomb rolünde izlediğimiz usta oyuncu, bu filmde adeta her mimiğiyle doğru bildiklerimizi inatla sorgulamamızı söylüyordu.

10. Modern Robinson: Yeni Hayat (Cast Away)


(Y: Robert Zemeckis, O: Tom Hanks, Helen Hunt, Semion Sudarikov; 2000)

Hayatta kariyerinden başka bir şeyi düşünmeyen mühendis Chuck Noland tam bir kontrol delisiydi. Saniyelerini bile titizlikle planlayan Noland, özel hayatında uzun zamandır birlikte olduğu sevgilisi Kelly‘ye çok az zaman ayırabiliyordu. Çünkü başarı her şeyden önemliydi.

Fakat Noland’ın uçağı Güney Pasifik üzerindeyken düşünce, artık başarının hiçbir önemi kalmamıştı. Genç adam, bundan sonra ıssız bir adada hayatta kalmaya çalışırken tüm bildiklerini gözden geçirecekti. Hanks, bu sıradışı rolü için 30 kilo verdi ve modern Robinson’a dönüştü.

11. Önce intikam, sonra kaçış: Azap Yolu (Road to Perdition)

road to perdition
(Y: Sam Mendes, O: Tom Hanks, Tyler Hoechlin, Paul Newman; 2002)

Max Allan Collins’in aynı isimli romanından uyarlanan “Azap Yolu”nda; Büyük Buhran zamanında, 1930’ların Amerika’sında tetikçi bir babayla oğlunun intikam hikâyesi anlatılıyordu.Hanks, filmde bir İrlanda çetesi için çalışan kiralık katil Michael Sullivan rolündeydi. Bulaştığı pis işler yüzünden ailesini yitirince, Sullivan’ın hayatta öç almaktan başka amacı kalmamıştı. Ama bu savaşta oğlu da onun yanında yer alacaktı.

12. Ele avuca sığmaz: Sıkıysa Yakala (Catch Me If You Can)

catch me if you can
(Y: Steven Spielberg, O: Leonardo DiCaprio, Tom Hanks, Christopher Walken; 2002)

Frank Abagnale, Jr. 16 yaşından itibaren Pan American World havayolu şirketinde pilot, Georgia’da doktor ve Louisiana’da savcıydı. Kılıktan kılığa giren bu delikanlı, milyonlarca dolarlık çek sahtekârlıklarına imza attı.

Gerçek bir hayat öyküsünden esinlenilen bu filmde Hanks, FBI banka sahtecilikleri uzmanı Carl Hanratty rolündeydi. Hanratty, 26 ülkede dolandırıcılık yapan ve FBI’ın arananlar listesinin tepesinde bulunan en genç dolandırıcının peşine düşüyordu.

13. Yalnız, yalnız, yapayalnız: Terminal (The Terminal)


(Y: Steven Spielberg, O: Tom Hanks, Catherine Zeta-Jones, Stanley Tucci; 2004)

1988’den 2006’ya kadar Paris’te Charles de Gaulle Havalimanı’nda yaşayan Mehran Karimi Nasseri‘den esinlenilerek çekilen Terminal’de ünlü aktör başroldeydi.

Krakozhia isimli ülkenin vatandaşı olan Viktor Navorski, JFK Havalimanı’na girdiğinde ülkesinde iç savaş çıktığını ve ABD’nin artık ülkesini tanımadığını öğrendi. Bu yüzden Amerika’ya giremeyecekti. Hatta aynı sebepten geri de dönemeyecekti. Artık bir kimliği ve pasaportu bile yoktu ve dilini bilmediği bir ülkenin havaalanında yaşamak zorundaydı.

14. Hıristiyanlığın sırları burada: Da Vinci Şifresi (The Da Vinci Code)


(Y: Ron Howard, O: Tom Hanks, Jean Reno, Audrey Tautou; 2006)

Vatikan’ı ayağa kaldıran Dan Brown‘un aynı adlı romanından uyarlanan bu filmde, Hanks Simgebilim Profesörü Robert Langdon rolündeydi. Kendini bir anda gizemli bir cinayetin ortasında bulan Langdon, kriptoloji uzmanı Sophie Neveu ile birlikte cinayeti çözmeye çalışırken Hıristiyan dünyasını ayağa kaldıracak sırların da peşine düşüyordu.

Filmin bonusu ise Louvre Müzesi, Marquis de Sade ile Baudelaire‘in vaftizlerine ve Victor Hugo‘nun evlilik törenine tanık olan Saint-Sulpice Kilisesi ve sanat tarihinin nadide eserleriydi.

15. Koşuuun! Karşı madde çalındı: Melekler ve Şeytanlar (Angels & Demons)

angels damons
(Y: Ron Howard, O: Tom Hanks, Ayelet Zurer, Ewan McGregor; 2009)

Hanks üç sene sonra Dan Brown‘un bir başka romanı “Melekler ve Şeytanlar” ile perdede göz dolduruyordu. Aslında “Da Vinci Şifresi”nin profesörü Robert Langdon, bu kez fizikçi Leonarda Vetra cinayetine odaklanıyordu.

Vetra’nın son buluşu olan, güçlü ve çok tehlikeli enerji kaynağı “karşı madde” çalınmıştı. Bilimadamının göğsünde ise İlluminati Tarikatı’nın sembolleri vardı. Şimdi Roma sokaklarında, göğe yükselen kiliselerde bu tarikatın izini sürmek gerekiyordu.

16. Evrendeki dev puzzle: Bulut Atlası (Cloud Atlas)


(Y: Andy Wachowski, Lana Wachowski, Tom Tykwer, O: Tom Hanks, Hugo Weaving, Halle Berry, Jim Sturgess, Hugh Grant; 2012)

Wachowski Kardeşler’in Alman yönetmen Tom Tykwer ile yazıp yönettikleri bu film, kimine göre bir başyapıt kimine göre ise hayal kırıklığıydı. “Evrende her şey birbirine bağlı” temalı filmlerin zirvesine oturan “Bulut Atlası”, farklı çağlarda ve farklı hayatlarda buluşan altı hikâyeye odaklanıyordu. Oyuncuların tamamı birden fazla roldeyken Tom Hanks altı ayrı roldeydi.

1850’de Pasifik Okyanusu’nda yol alan Adam Ewing, 1930’larda yaşayan meteliksiz bestekârRobert Frobisher, Reagan Amerika’sındaki gazeteci Luisa Rey, alacaklılarından bir türlü kurtulamayan Timothy Cavendish, android garson Sonmi-451 ve ilkel kabilelerin medeniyeti bitirmesine tanık olan Zachry ile neredeyse altı farklı türdeki altı ayrı film, tek bir filme dönüşüyordu.


Hazırlayan: Emel Gülcan

Reklamlar