Dünya siyasi tarihine baktığımızda öncelikli olarak savaşlar, işgaller, özgürlük mücadeleleri, ayaklanmalar, devrimler, darbeler gözümüze çarpar hiç kuşkusuz. Yüzyıllar boyunca birçok değişimin, görüşün, ideolojinin şekillendiğini görürüz. Çoğu devlet bu değişimlerin içinde aktif rol oynayarak hem kendi kaderini değiştirmiş hem de tarihin akışını farklı şekillerde etkilemiştir. Bu değişimlerden bazılarının, insanlığı iyiye ve güzele ulaştırmayı amaçladığını; ancak soykırım, tehcir, sürgün gibi insan hayatına doğrudan tehdit unsuru olan eylemlerin bunun tam zıttı bir amaç güttüğünü fark ediyoruz. İnsanlığa bıraktığı yıkımlarla doludur biraz da bu tarih, çünkü hepimizin bildiği gibi, bu olayların nihayetinde, bir hayatı baştan inşa etmek, alışılanı bırakıp yeni bir hayata devam etmek hiç kolay değildir. Bu yıkımların yanında, yeniden doğmanın getirdiği ilerlemeler de olmuştur elbet; ama yeni bir hayata alışmak siyasi tarihin her dönemi için tecrübe edilen en güç süreçlerdendir.

Bu listenin ortaya çıkmasına sebep olan asıl konu tam da bu süreçlerle ilgili aslında. Siyasi tarih, bu ana kadar dünyayı etkilemiş ve bir dizi devrime şahit olmuş. Hâliyle devrimlerin ardından gelen rejim değişiklikleri de, bunlardan etkilenen insanların, yeni bir hayat kurmasına neden olmuş. İnsanların yaşam biçimine doğrudan etki eden bu süreçler, yıllar içerisinde sinemanın da göz ardı edemediği konulardan biri hâline gelmiş. Direnişleri, halk mücadelelerini anlatan bir devrim sineması ortaya çıkmış örneğin. Tarihe baktığımızda, Küba Devrimi, İran İslam Devrimi,Bolşevik Devrimi, Ekim Devrimi‘nin yanı sıra; Mussolini‘nin faşist İtalya’sı, Berlin Duvarı‘nın yıkılışı, Yugoslavya‘nın dağılışı gibi insanların yaşamlarını doğrudan etkileyip birçok filme konu olan önemli dönüm noktaları görüyoruz son yüzyılda. Bu yaşananları konu edinen filmler ise o süreçleri anlamamız için yol gösteriyor.

Sadece süreci değil bu süreç içindeki insanların psikolojisini, bu insanların rejim değişikliğini kabullenişini, reddedişini, yeni düzenin parçası olan insanların içinde bulundukları arayışları anlatan birbirinden farklı ve etkileyici filmlerin olduğunu görüyoruz. Aşağıdaki listede yer alan 10 film, dünya tarihinde birbirinden çok farklı rejim değişikliklerinin insanlar üzerinde bıraktığı olumlu-olumsuz etkileri gözler önüne seriyor.

Not: Filmler yapım yıllarına göre sıralanmıştır.


Oktyabr / Sergei Eisenstein / 1928

devrim-sinemasi-Oktyabr-007

Sergei Eisenstein’in Potemkin Zırhlısı‘ndan (1925) sonraki en önemli filmlerinden olan Oktyabr, Ekim Devrimi’nin bütün detaylarıyla kusursuz olarak anlatıldığı bir film. En eski propaganda filmlerinden kabul edilen Oktyabr‘ın, bu özelliğiyle de sinema tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu görüyoruz.


Soy Cuba / Mikhail Kalatazov / 1964

devrim-sinemasi-Soy Cuba-009

Mikhail Kalatazov’un yönettiği film, Batista yönetimindeki Küba’nın içinde bulunduğu durumu ve Küba Devrimi’ne giden süreci anlatıyor. Sinematografik açıdan, sinema tarihindeki en önemli filmlerden olan Soy Cuba, Oktaybr‘da da olduğu gibi propaganda filmlerinin en iyi örneklerinden biri olarak kabul edilmekte.


Il Conformista / Bernardo Bertolucci 1970

devrim-sinemasi-Il Conformista-005
Bertolucci’nin 1970 yapımı filminde, Mussolini’nin faşist hükümetinin görevde olduğu dönemde, gizli polis teşkilatıyla işbirliği halindeki Marcello Clerici’nin yaşamından kesitlerle, faşist düzene alışma ve katkı sağlama süreci anlatılıyor.


Before Night Falls / Julian Schnabel / 2000

devrim-sinemasi-Before Night Falls-002
Küba Devrimi sonrasında, çoğunluğa uymayan ve düzeni bozmakla suçlanan insanların bir şekilde hayatta kalma çabalarının anlatıldığı Before Night Falls, eşcinsellikle ilgili tutumuyla da sinemaya önemli bir katkı sağlıyor.


Good Bye Lenin! / Wolfgang Becker / 2003

devrim-sinemasi-Good Bye Lenin-004

Berlin Duvarı‘nın yıkılmasının ardından kapitalist düzenin hakim olmaya başladığı Berlin‘de, sosyalist yaşam tarzından vazgeçmeye çalışan insanların yaşadıklarını, Alex ve ailesi ekseninde izliyoruz.


Das Leben der Anderen / Florian Henckel von Donnersmarck / 2006

devrim-sinemasi-Das Leben Der Anderen-003
Berlin Duvarı’yla ilgili bir diğer çarpıcı film olan Das Leben der Anderen, rejimin verdiği yetkilerle başka hayatları gözetim altında tutmanın sonuçları üzerinde duruyor.


Szabadság, szerelem / Krisztina Goda / 2006

devrim-sinemasi-Szabadsag szerelem-010
1956 Macaristan’ında, Sovyet İmparatorluğu yönetimindeki ülkede yaşanlar bir su topu maçı üzerinden anlatılarak, dönemin atmosferi aktarılmaya çalışılıyor.

A fost sau n-a fost? / Corneliu Porumboiu / 2006

devrim-sinemasi-A fost sau n-a fost-001
Durum komedisinin başarılı örneklerinden olan bu yapımda, Bükreş’in doğusunda yer alan bir kasabada devrimin olup olmadığı tartışmasını izliyoruz. Film, Çavuşesku’nun iktidarının çöküşünü, kendi kasabaları ekseninde anlamaya çalışan insanların trajikomik hikâyesini anlatıyor.


Persepolis / Vincent Paronnaud, Marjane Satrapi / 2007

devrim-sinemasi-Persepolis-008
İran İslam Devrimi’nin sonrasında, İran halkının yeni düzene alışma sürecini bir çocuğun gözünden izlediğimiz Persepolis‘te, özgürlüğün aşama aşama nasıl yok edilebildiğini ve insanların kendi ülkelerinde nasıl mutsuzluğa hapsedildiğini anlatıyor biz izleyicilere.


Maria Larssons eviga ögonblick / Jan Troell / 2008

devrim-sinemasi-Maria Larssons eviga ogonblick-006
Bir fotoğraf makinesinin neleri değiştirebileceğine cevap niteliğinde olan film, 1900’lü yıllarda yaşayan İsveçli bir ailenin hayatını filmin ana karakteri Maria’nın vizöründen anlatmayı seçiyor.


Hazırlayan:  Sezen Sayınalp
Reklamlar