Film Kafası

"Karanlıkta görmek bir sinema metaforudur"

Film Listeleri

Mutlaka İzlenmesi Gereken Sansür Konulu Filmler


Aslında kafamda tamamen başka bir yazı vardı. Tam aslolan işlerimi halledip bilgisayar başına oturdum yazmak için bir de baktım ki Youtube, Twitter kapatılmış -tekrar-. Sansür o kadar olağan hale gelmeye başladı ki ülkemizde artık herhangi bir engelleme kararı ya da örneği gördüğümüzde şaşırmıyoruz bile. Oysa hükümetlerden, kurumlardan, yöneticilerden gelen bu kavram zaman içerisinde toplumdaki insanların içine işleyen ve büyüyen sinsi bir virüs gibi. Bu virüs yüzünden her geçen gün daha fazla insan birbirinin yaşam, konuşma ve düşünme hakkına gasp ediyor ve bunu kendinin en doğal hakkı zannediyor. Bu virüs yüzünden her geçen gün daha fazla insan başka bir insan üzerinde yaptırımlar uyguluyor, her geçen gün daha fazla insan bu yaptırımları uygulamaya mecbur kalıyor. O yüzden madem gündemimiz sansür, o halde gerçek hayatın yansımaları olan filmler üzerinden sansüre bir bakalım istedim. Buyrunuz en iyi sansür konulu filmler!

Not : Dünyada sansürleme girişimleri bitmez, bizde filmler. Dolayısıyla ilk aklıma gelen filmlerden hazırladığım bu liste ilerleyen dönemlerde güncellenebilir, güncellenecektir. Sizin aklınıza gelenler varsa bize iletmekten çekinmeyiniz.

1. Fahrenheit 451 (1966)

fahrenheit 451

Konu sansür olunca üzerinden ne kadar yıl geçmiş olursa olsun mutlaka en iyi listesine tepelerden girecek bir film varsa o da François Truffaut filmi olan Fahrenheit 451‘dır. Aynı isimli kitaptan uyarlama olan film, devlet otoriteleri tarafından okumanın ve bilgi edinmenin bağımsız düşünmeyi yaygınlaştıracağına, onun da toplumda mutsuzluğa ve kargaşaya neden olacağına kanaat getirerek sakıncalı veya sakıncasız diye ayırmadan, ülkede o zamana kadar yazılmış ne kadar kitap ve yazılı materyal varsa kesin bir biçimde yasaklamış ve çoktan yok ettikleri bir dünyada geçer. Yasak kitapları bulmak ve yok etme görevi ise “itfayeciler”e aittir.

2. Equilibrium (2002)

Equilibrium

Türkçe’ye İsyan olarak çevrilmiş Kurt Wimmer filmi, Üçüncü Dünya Savaşının yaralarını zor da olsa sarmayı başarabilmiş yakın geleceğin dünyasında geçer. Savaşın travmasını üzerinden atamamış olan hakim totaliter sistem, barışı korumak adına insanların duygularını baskı altına almaktadır. Sanatsal nesneler bulundurmak veya sanatla ilgilenmek yasaktır. Duyguları tetikleyecek hareketler ya da açığa vuracak davranışların cezası çok büyüktür. Üst düzey bir güvenlik elemanı olan Rahip John Preston’ın görevi ise kurallara karşı gelenleri bulup yok etmektir. Kullananlarda sisteme uygun bir ruh hali yaratan Prozium’u içmekten vazgeçtiğindeyse, sistemin en büyük silahlarından biri olan ajan  eski kimliğinden uzaklaşmaya başlar.

3. V for Vendetta (2005)

220px-V_for_vendettaDiktatör bir rejimde bireysel bir başkaldırının nasıl toplumsal bir olaya dönüştüğünü anlatan en güzel filmlerden biri olan James McTeigueimzalı film, V olarak bilinen ve geleceğin totaliter rejimle yönetilen İngilteresi’nde korkuyla sindirilmiş halkına egemenliği geri verebilmek için şiddete başvuran biri olan maskeli bir adamın toplumsal uyanışa nasıl liderlik ettiğini anlatır.

4. 1984 (1984)

1984movieposter“Düşünce polisi” gibir bir kavramı hayatımıza sokan yazar George Orwelltarafından yazılmış aynı adlı kitaptan uyarlanan veMichael Radford tarafından çekilen film III. Dünya Savaşı sonrası tamamen farklı bir düzende yürütülen bir dünyada geçer. 1984 yılında Londra artık Okyanusya isimli polis devletinin başkentidir. Faşist hükümetin Gerçek Bakanlığı için çalışan bürokratlardan biri olan Winston Smith’in görevi, farkında olmasa da tarihi gerçekleri saptırmaktır. Sıkı bir partili olan Smith, her şeyin yalan üzerine kurulu olduğunu öğrendiğinde kendisini sorgulamaya başlar. Bakanlıkta çalışan Julia ile tanışıp aşık olduğunda Aşk Bakanlığı’nın bile normal olduğu bu dünya Smith için daha da karışık hale gelecektir.

5. Good Night, And Good Luck (2005)

large_lV7C9j2FjHp8mjQeP3bqtdCj9JFİçerisinde çok fazla sayıda arşiv görüntüsü de barındıran  George Clooney filmi ‘İyi Geceler İyi Şanslar’, 1950’lerin Amerikasında radyo-televizyon gazeteciliğinin ilk günlerinde geçen bir hikâyeyi konu alıyor. Televizyon haberciliğinin öncülerinden Edward R. Murrow, Senatör Joseph McCarthy ve Amerikan Karşıtı Eylemler Senato Komitesi (Daimi Soruşturma Alt Komisyonu) arasındaki sürtüşmeleri, kronolojik bir perspektif içerisinde ele alıyor. Gerçekleri yazma ve kamuoyunu aydınlatma arzusuyla, CBS’in haber merkezinde çığır açan Murrow, kendini işe adamış haber şefi prodüktörü Fred Friendly ve Joe Wershba , ‘komünist avı’ yıllarında, McCarthy tarafından yayılan felâket tellâllığı ve yalanları sorgulamak üzere baskı kurmaları için şirket ve sponsorlarına başkaldırırlar. Senatör, ana haber sunucusunu komünist olmakla suçlayarak cevapladığında halkın çoğunluğunda düşmanlık duyguları gelişir. Bu misilleme ve korku ortamında, McCarthy’nin yalanları ve kabadayı taktikleri sonunda açığa çıkıp da, McCarthy’yi güçsüz bırakartığındaysa CBS elemanları ne olursa olsun görevlerine devam eder ve sonuçta azimlerinin karşılığını görürler. Yine de Murrow ve ekibi yüksek bir bedel ödeyecekler ve programları daha geç bir zamana alınacaktır.

6. Viva Zapatero! (2005)

Viva Zapatero25. Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamında da gösterilenSabina Guzzanti imzalı belgesel, İtalya’da Kasım 2003’te Berlusconi’ye hakaret ettiği gerekçesiyle yasaklanan komedi programı üzerinden ifade özgürlüğünü güldürürken eleştiren oldukça başarılı bir film.

7. Pump Up The Volume (1990)

MOV_ede4fe1d_b90’lı yıllardaki radyonun kitleleri nasıl etkilediğini çok güzel bir hikayeyle anlatan Allan Moyle filmi, gençliğin içine düştüğü boşluk ve yalnıztan yola çıkarak Arizona’ya yeni taşınan Mark’ın, yalnızlığını unutabilmek için kendisine kaçak bir radyo istasyonu kurmasıyla başlar. Programının dinleyicileri, babasının yöneticisi olduğu okulun öğrencileridir. Önceleri cinsellik ve ergen muhabbetleri üzerinden yürüttüğü programı, zamanla topladığı yoğun ilginin de etkisiyle sistemin ve gençliğin sistemdeki yerinin sorgulandığı bir hale bürünür. Medyayı, devlet ve okul yönetimini karşısına alan bu program, yakın bir zamanda ufak çaplı bir gençlik hareketinin başlamasına sebep olur.

8. The People vs. Larry Flynt (1996)

the-people-vs-larry-flyntKarakterlerin gerçek yaşam öykülerinden uyarlanan Milos Forman filmi Türkçe’ye Skandalın Adı Larry Flynt olarak çevrilmişti. Filmin öyküsü, striptiz klübü sahibi Larry Flynt ve karısının Hustler adında pornografik bir dergi tasarlaması, dergi piyasaya çıkınca toplumdaki bazı tabular kendisini göstermesine dayanıyor. Dergi hem çok satıyor hem de çok nefret edilen bir olay haline geliyor. Flynt çifti milyonlarca dolar kazanıyor ama bir yanda da pek çok terbiyeli Amerikalı düşmanlar ediniyorlar. Bir süre sonra bu düşmanlık Flynt`leri mahkeme salonlarına taşıyor.

9. Howl (2010)

howlGerçek bir yaşam öyküsü olan Rob Epstein ve Jeffrey Friedman imzalı film, 1957 yılının San Francisco’sunda beat kuşağının önemli isimlerinden biri olan genç şair Allen Ginsberg‘ın, yıllar boyunca en fazla okunan ve tartışılan şiire, Howl’a, imza atmasını ve ardından gelen yasaklanma davasını anlatır.

kaynak: Sinema Kütüphanesi
Reklamlar

Aklına bir şeyler mi takıldı? Anlatmak istediğin bir konu mu var? Her şeye açığız, çekinme yazmaya başla!

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: