Leviathan’ı oltayla çekebilir misin? Burnuna oltayı takıp çenesini delebilir misin? Yalvarıp yakarır mı sana, tatlı tatlı konuşur mu? Seninle anlaşma yapar mı onu ömür boyu köle yapasın diye?

der peder “Neden ben?” diye soran Kolia’ya…

image

Buram buram balık kokan bir kasabada geçiyor hikaye. Ailesinin üç kuşaktır yaşadığı toprakları kamulaştırmaya çalışan belediye başkanı Vadim’e (Roman Vadyanov) karşı korumaya çalışan Kolia’nın (Alexei Serebriakov) öyküsü.

Filmin senaryosu Hz. Eyüb’ün hikayesinden esinlenilmiş. Eyüb’ün şeytanın elinde yargılanışı, acıyla, doğayla, tanrıyla olan çatışması…
Filme ismini veren “Leviathan” kavramı İncil ve Tevrat’ta kötülüğe verilen bir ad ve aynı zamanda şeytanın isimlerinden birisi olarak geçiyor. Bunun yanı sıra 1600’lü yıllarda Thomas Hobbes, ‘Leviathan veya Bir Din ve Dünya Devletinin İçeriği, Biçimi ve Kudreti’ kitabında devletin, vatandaşların haklarına ‘sahip çıkarak’ elde ettiği güç olarak Leviathan terimini kullanır.

tumblr_nd7b9um6op1rr1moyo1_500

Derdi güç-din-erk olan filmde Kolia, Dimitri ve ikinci eşi Lilya tarafından ihanete uğrar, iki kere mahkemeye düşer. Tüm bunlar olurken oğlunun ergenliğiyle uğraşmaktadır. Hayatını gittikçe kaybeder ve parmakları arasında tutabildiği tek şey votka şişeleri olur.
Tüm bu olay örgüsünün altında, mahkemede okunan upuzun mahkeme kararları,  belediye başkanı Vadim’in bi’nevi danışmanı olan pederin kilisede verdiği uzun ayin sahneleri tam anlamıyla devlet ve din kurumlarına yöneltilen sert eleştirilerdir.

tumblr_niujkxt0k31txwnz8o6_1280

Tarzı Tarkovski’ye çok fazla benzetilen Andrei Zvyagintsev, bu filminde de minimal ayrıntılarla karakterin oluşturduğu yoğun dramı desteklemiş. Pederin verdiği ekmek yardımından faydalanan kadının yulaf yiyen domuzları adeta birer bürokrat gibiler ya da karısının cesedinin bulunduğunu duyan Kolia’nın olay yerine yaklaştığında gözyaşı gibi cama vuran yağmur damlaları…

Görüntü yönetimi olarak da başarılı olan film, mavi ve gri tonlarında ilerliyor. Ucu gözükmeyen deniz görüntüleri, rüzgarlı yüksek dağlar, sessiz kasabanın uzun planları gerçekten dramın yüksek kasvetini seyirciyle bütünleştirebiliyor. Kamera hareketleri çok mobil. Örneğin, piknik sahnesinde Lilya elini yıkamak için göl kıyısına giderken kamera pan hareketiyle onu izliyor, Lilya elini yıkayıp geri döndüğünde alan derinliği erkeklerin votkalarını içtikleri masaya odaklanıyor ve Lilya kadrajda uzaklaşarak kayboluyor.

tumblr_ndxhtwag5m1t3ohweo1_1280

Zvyagintsev, 2003 yılında çektiği The Return filmiyle çeşitli festivallerde tam 28 ödül topladı, 2011 yılında çektiği Elena ile de 12 ödül… Geçtiğimiz sene (2014) Cannes Film Festivali’nde de Altın Palmiye için yarışıyordu fakat En İyi Senaryo Ödülü’nü kazandı. Bol ödüllü bir yönetmenden kesinlikle izlenmesi gereken bir film, şimdiden iyi seyirler…

3


yazan : Gençer Utku Gediz
Not: Bu yazının tüm hakları Film Kafası’na aittir. İzin almadan ve kaynak belirtilmeden kopyalanması veya kullanılması yasaktır.
Reklamlar